2 Nisan 2012 Pazartesi

HAYAT HAKEDİYOR BUNU...

Seninle başlar her şey hayat dediğin bu oyunda, sen olmadan yalnız kalır yaşam, boynu bükük ve sakin. Sen hayat katarsın hayatın kendisine, akar gider senin hayalinle her şey, hava sana uyar, gökyüzü senin sözlerini dinler, sadece seninle coşar hayat. Sen yaratıcı gücünle hayata hareket getirensin, uyuşuk bir şekilde kenarda kalmana üzülür hayat, katılmanı bekler seninle oynadığı oyuna. Hep senin gözünün içine bakar ve ''bakalım bana neleri daha katacak'' diye merak eder, bir kulağı hep sendedir ve duymak istediği güzel sözleri bekler sevdiğinden. Aşıktır sana yaşam ve senin yolunu gözler gecelerde, aslında yine seninledir ama bu arada sen başka alemlerde yolcusundur. Gün doğumunda neşelenir hayat, yeniden sevdiği ile kucaklaşır ve bir macera tekrar başlar; iyisiyle kötüsüyle...

Farkında mısın sana aşık olanın, seni duyanın, seni arzulayanın? Güzel sözler fısılda kulağına hayatın ve ''Seni seviyorum ey güzel yaşam, ey tatlı güzel'' diyerek sıkıca sarıl kollarınla ona, belli et onu sevdiğini her hareketin ve mimiğinle, mutlu et onu, seni mutlu etmek isteği ile yanıp tutuşan hayat çoktan hak ediyor bunu.

ASLINDA BÜTÜN İNSANLAR GÜZELDİR...

Bütün İnsanlar güzeldir aslında ama bir güzelliğinin farkında olanlar vardır bir de güzelliğinin farkına varamayanlar.... 

Güzel olduğunu ve güzelliğin kendine doğuştan verildiğini, isteseler de bunu kaybedemeyeceklerini bilenler; kirlerin içine de batsalar, arındıklarında, temizlendiklerinde ve yüzeydeki çamurlarından sıyrıldıklarında içlerinde zaten mevcut olan ve değeri paraya ölçülemeyecek olan cevherin tekrar ortaya çıkabileceğinin farkında olanlardır. Onlar çamura düşmüş altının yıkandığında saf altın özünü ortaya koyacağını gayet iyi bilenlerdir. Onlar zaten doğuştan zengin bir Babanın çocuğu olduğunu ve onun özünü taşıdıklarını hep hissedenlerdir... 

Sen de çok güzelsin, hem de anlayamayacağın kadar güzelsin ve cevherlerle süslenmişsin, yeteneklerin sonsuz aslında, sadece farkına varmalısın, anlamalısın ne kadar değerli-kıymetli ve eşsiz olduğunun. Her şeyinle; sahip olduğun tüm eksiklerinle ve fazlalıklarınla buna sahipsin, bunu bildiğin zaman ne olursa olsun gideceksin seni çağırana, kirlerinden arınarak, sisli camlarını kırarak varacaksın ışığın aydınlattığı mekansızlığa...

28 Mart 2012 Çarşamba

FOTONLARIN VE IŞIĞIN DANSI...

Foton'ların ve Işığın dansıdır Hayat dediğimiz bu oluşum. Bizlerin sandığının aksine yaşam sadece Işıktan ve İnformasyonlardan oluşmuştur, sadece saf bir hareket vardır Alemlerde. Işığın dansını izler Evren ve İnsan vücudu da aynı malzemenin ürünüdür aslında. Sevgi akar hayatın damarlarından görünmeden, görünen kandır fiziksel bedende ve görünmeyen sevgi enerjisidir Enerji Bedeninde. Saf sevgiden uzaklaştığı her anda İnsanoğlu korkunun kucağına kayar, zanlar oluşturur, travmalarında blokajlar yaratır enerjinin aktığı yollarda ve akamamasına sebebiyet verir çoğu zaman da.

The Reconnection Enerjisi bu travmaların yarattığı blokajların açılmasında hizmet eder İnsanoğluna ve mor ışıklarıyla sarar Enerji Bedenini, yüksek titreşimin dalgaları ile düşük frekanslarda titreşen bloke olmuş ışığı adeta kir çözücü bir sıvı gibi çözer atar. Harika bir iş çıkartır çoğu zaman. Elektro Manyetik bir Alanın içinde hisseder İnsan ve elinde olmadan bir yüksek frekans dalgasını duyumsayarak içinde ısınır-soğur, karıncalanır vücudun bir çok alanı. Akıllı bir Enerjidir The Reconnection ve hizmet ederken güldürür çoğu kez, şaşırtır ve içinde tatlı bir sevgi izi bırakır geçip giderken...

BİR SEVİNÇTİR YAŞAMAK...

Bir sevinçtir yaşamak, küçücük ama çok büyük bir anlar yumağıdır hayat, sevgiden doğar her şey ve ondan yaratılmıştır her varlığın özü, unutmamak lazım bu gerçeği ve umutla sarılmak lazım hayata yeniden. 

Beklentilerin gerçekleşmedi ise ne olmuş yani, sadece senin beklentilerin gerçekleşmedi diye mi küseceksin hayata, eğer inanmıyorsan hayatın mucizelerine bu senin bileceğin bir iş ve bu yaşam senin yaşamın. Karart o zaman hayatını karanlıkların en siyahı ile kimin umurunda, karanlıkta da hayat var onu orada yaşayanlar bilir. Acıdan zevk alıyorsan, sana yapılanlardan hoşlanıyorsan kim tutar seni buralarda, yolu oradan geçenlere sor, anlatırlar sana neler olacağını.

Şimdi ben sana aydınlıklardan bahsetmek istiyorum, ışığın renklerinden, neşenin güzelliklerinden, hayatın hoş yanlarından bahsetmeyi seviyorum ben, zaten karanlığı anlatan çok TV kanalı var; oraya bak, al alabileceğin kadar kara boyaları ve yüzüne sıva ki karanlığı daha iyi hissedebilesin. Ama ışığın aydınlığı yansıdıkça yüzünden, sıcaklık yayılır göklere senden ve bu sıcak gülüşün bütün Dünyayı ve Evreni aydınlatır Dostum. 

Gülmene bak, neşelenmeyi unutma, sana yapılan haksızlıkları anlatıp durma bütün ömrün boyunca, sen yaratacağın güzellikleri, hak ettiğine inandığın berekete kafa yor bu daha iyi olacak senin için. Gülmene, eğlenmene, severek içten gelen kahkahalarınla çalıştığın iş yerini, yuvanı, dostlarını sıcak sevginle ısıtmaya bak... 

Yarın üzülmek istemiyorsan, yapamadığın şeylere hayıflanmaktan korkuyorsan şimdi başla saydıklarımı yapmaya, haydi geç kalmadın, yaşın kaç olursa olsun şimdi başla, zaman geçmedi o hep aynı yerde duruyor, sadece sen geçiyorsun hayattan, zaman sandığın şeyin içinden geçerek başka uzaklara giderken...

İÇİMDE BİR YAŞAM ENERJİSİ VAR...

Sevgili Dostlar, M/E ıle çalışma yaptığımız bir Dost'tan aldığım mesajdan kısa pasajları sizinle paylaşmak istedim;

''Merhaba Turgut Hocam,
Öncelikle bana insan olduğumu hatırlatığınız için çok teşekkür ederim. İçimde bir Yaşam Enerjisi var bunu anlatmaya kelimeleri bulamıyorum. Aşk sarhoşu oldum resmen. Yaşamayı daha çok seviyorum. İşte bu diyorum, aradığım şey bu. Siz onu bana geri verdiniz. Ayrıca, ben önceleri su hiç içmezdim. Şimdi bir su içiyorum, anlatamam. Meğerse suya ne kadar hasretmişim onu anladım. Daha bir çok güzel şeyler yaşıyorum. Size ne desem, ne anlatsam az gelir. İyi ki sizi tanımışım.  Enerji yatağına uzandığımda ruhsal bir alan hissettim ve bana bir ses bizimlesin, seni seviyoruz, onlara sizinleyim dememi istediler ben de tekrarladım içimden ve sonra sen bize aitsin dediler. O güzel yüreğinizi bana açtığınız için çok minettarım sizi çok seviyorum.''

Her İnsanın deneyimi farklıdır, bu Dostumuza güzel duygularını bizimle paylaştığı için teşekkürler. Aslına bakarsanız Gerçek Şifacı, Şifayı Alan Kişi'dir. Bizler aracıyız ve Şifa; Enerjiyi Alan, Aracılık Eden ve Şifanın Kendisi'nin oluşturduğu üçlünün yarattığı Sinerji ile oluşur. Bunda; Şifayı Alan Kişi'nin kendini çalışmaya açması, güvenmesi ve 'bırakıvermesi' çok etkili olur. O zaman, Enerji; Şifayı gerçek potansiyeli ile yansıtır ve Şifalanma gerçekleşir.

Önce Yüce Yaratan'a, Matrix Enerjisi ve birlikte çalıştığım tüm Enerji Formları'na, Rehberlere ve Meleklere, Sevgili Üstadlara ve Hocalarıma sonsuz teşekkürler.....

ÖNCE KENDİMDEN BAŞLAYARAK SEVİYORUM...

Öncelikle kendimden başlayarak yaratılan tüm Varlıkları, İnsanları her halleriyle sevdiğimi belirtmek istiyorum tüm Dünya'ya ve tüm İnsanlara. Onlarla birlikte olmak, yaşamın keyfini çıkartmak, var oluşun tam göbeğinde böyle özel günlerde yaşamak, varlığımı hissetmenin özel bir mutluluğunu her an fark ediyor olmak muhteşem bir duygu...

Evet, sizler için biraz farklı gelebilir bu yazı ama aslında tamamen gerçek bir duygu ile yazıyorum her satırını. Bu duygularımı; bedenimin, kalbimin ve ruhumun her parçasında hissederek yazılıyor bu yazı ve bu duyguları sizin de hissetmenizi istiyorum. Bu yazıyı okuduğunuz tam da şu anda, yazıyı hangi anda okuyor olursanız olun bu an tam da o an olacaktır buna yürekten inanırsanız.

Matrix Energetics tüm İnsanları kutsamak onlara yardımcı olmak için yer yüzüne gelmiş, gönderilmiş bir Enerji Sistemi olarak vazifesini yapmakta, çalışmayı yapan ve alan her insan bu özel durumun büyüsünü, sihirini damarlarında, ruhunun en derin yerlerinde ve adeta kalbinin tam orta yerinde hissetmektedir. Sevgiyle akan yoğun Enerji, Alanı kaplayarak çalışmayı yapanı, yapılanı ve yardım edeni en derinlerden etkilemekte saf ve derinden bir sevginin kolları arasına almaktadır. Bunu yaşamadan anlamak gerçekten imkansız gibidir, çünkü bu günlerde; aklımızda, düşüncelerimizde ve duygularımızda yaşattığımız Dünya Realitesi ile Matrix Energetics'in getirdiği Realite arasında çok büyük bir fark meydana gelmekte, çalışma anında sanki bu Realiteye bir yolculuk kendiliğinden meydana gelmektedir. Bu yolculuğu çalışmayı alanlar tam yüreklerinde duyumsamakta ve adeta sarhoş olmuş gibi hissetmektedirler. Tabiidir ki haliyle bu her İnsanda farklı seviyelerde meydana gelmektedir.

Son söz olarak diyebilirim ki; Matrix Energetics tüm İnsanlara sevgisini sunuyor, adeta onlara olan hizmet etme aşkını ayağınıza getiriyor, eğer bu Enerjiyi tam kalbinizde hissetmek isteğini duyarsanız, bırakın kendinizi bu Enerjinin kollarına ve yaşayın Hayatın bilmediğiniz ve asla bilemeyeceğiniz taraflarını deneyimlemeye. 
İçinizden gelen duyguyu engellemeden ve aklınızın, mantığınızın sizi engelleme uğraşlarına fazla taviz vermeden çıkın yola. Sevgiyle ve mutlulukla. Birazcık da olsa neşeyle yaşayın hayatınızı, coşkuyu hissederek ve yürüyerek ileriye doğru; aşkla, sevgiyle....

ÖRÜMCEK AĞLARI GİBİ ÖRÜLEN NEYDİ ASLINDA...?

Oturduğu yerden soğuk bir ifade ile baktı, bakan kişiye adeta 'Sana değer vermiyorum' diye bağırıyordu. Belki de bakanlara öyle hissettirmekten hoşlanıyordu. 'Birlikte mi çalışacağız?' şeklindeki sorusuna 'Evet' diye cevabı alınca kararlı adımlarla yerinden kalktı ve birinci katın merdivenlerine doğru yöneldi. Güzel bir kadın olduğunu biliyordu ve bunu bildiğini bildiğinizden de emindi. 'Ne yapacağız?' diye sordu, 'Bana tavsiye ettiler ama ben bir şey bilmiyorum' derken umarsız bir bakış fırlattı. Neyse ki karşısındaki adam artık bu konularda ustalaşmıştı... Ne yapacaklarını kısaca anlattı genç kadına ve başladılar çalışmaya...

Çok katıydı, kendini katı kalıpların içine koymuş ve buradan korumaya almıştı... Ne yaptığını da gayet iyi biliyordu, ne kadar da sağlam bir iradeye sahipti, sanki neler yapacağını çok iyi planlamış bir genç kadın olarak hayatını adım adım gerçekleştiriyordu...

Terk edilmişti küçücük bir kız çocuğu iken ve onun yarası yüreğinde tamiri mümkün olmayan derin izler bırakmıştı. Babası, Annesini terk edip gitmişti, onu hiç hesaba bile almadan yapmıştı bunu ve O çocuk aklıyla çok acı çekmişti. Belki de bu yaptığı şeyi Babasından hiç beklemiyordu. Bir şok dalgası, tsunami gibi vurmuştu yaşamının kıyılarını, allak bullak olmuştu hayatı, her şey bir birine karışmış, alt üst olmuştu beyninin içinde. Ve o küçücük aklıyla kararlar almıştı; artık hiç bir erkeği sevmeyecekti, onları bir pas pas gibi çiğneyip geçecekti, erkekler sevgiden, aşktan anlamayan yaratıklardı, onların karşısında güçsüz, zayıf bir kadın olmaktan çok çekindiği için ve Annesinin yaşadığı ve kendisinin şahit olduğu bu olayları kendi hayatına çekmemek için katı ve acımasız bir kadın olma oyununun içinde roller almaya başlamıştı.

Sevgi yoktu artık, sadece güç vardı hayatında, kullanabileceği bir erkeği eline geçirdiğinde ona bir örümcekle sineğin hikayesinde yaşanan her şeyi yapmaya başlamıştı. Aslında o bunu onlara yani erkeklere mi yapıyordu yoksa aslında kendi kendini mi içinden çıkamayacağı ördüğü örümcek ağlarından yapılmış hapisanenin karanlıklarına mı mahpus ediyordu? Bunu bile bilmiyordu... Daha fazlasını yapmaktan da çekinmiyordu, büyücüler, falcılarla ortak çalışmalar yapmakta olduğunu da saklamıyordu. Bütün yaşadıklarına rağmen adamın sorduğu  sorulara ve söylediği sözlere hiç kaçamak cevap vermeden dürüstçe ve mertçe 'Evet' diye karşılık verecek şekilde başını sallıyordu... Ama işler umduğu gibi gitmemişti, kontrol etmeye çalıştığı erkeklerin ayrılıkları sonrasında içi içini kemiriyordu, bak yine olmamıştı, kaçıp gitmişti bir tanesi daha, kontrol etmek isterken, kaçıp gitmelerine engel olmaya çalışırken ardı ardına kayboluyordu hayatına giren erkek çocukları... Ne yapacağını da bilemez hale geldiğinden yardım almaya karar vermişti...

Önce inanmamıştı işe yarayacağına ve dudak bükmüştü gizliden gizliye ama işe yaradığını hissediyordu adamın yaptığı çalışmanın. Her dakika biraz daha rahatladığını, gevşediğini ve sanki bir şeylerin genişlediğini, büyüdüğünü ve vücudunun da daha şimdiden esnekleştiğini farkediyordu. Bu hiç yaşamadığı bir şeydi, başıyla işaret ederek 'Evet gerçekten rahatladım, gevşedim' diye cevap veriyordu..

Ne olursa olsun hala minicik te olsa gülümsemediğini görüyordu genç kadının ve adam dayanamayıp sordu genç kadına 'Siz hiç gülmez misiniz?'  'Evet' anlamında başını salladı genç kadın ama rahatladığını da ifade etti... Ne kadar iyi yerlere gelmiş olurlarsa olsun daha gidecek çok yol vardı ve adam 'Bir daha gelmelisin' diye ekledi, kadın zaten hevesli olduğunu belli ederek 'Tabii ben de gelmek istiyorum' dedi...  'Güzel' diye içinden geçirdi adam ve ekledi; 'Unutma her erkek ve kadın ayrılabilir, bu çok normaldir, önemli olan gerçekten sevgi ile yaşanan beraberliklerdir, Baban, Annende aradığını bulamamış olabilir ve gitmek isteyebilir, bu normal bir şeydir ve aynı şekilde Annen de Babana bunu yapabilirdi. Bütün bunlar hayatın içinde var, gerçekten anlaşamamışlar, bir birlerini mutlu edememişler ise mutlu edecek birilerini buluncaya kadar sevgi ile arayacaklardır, yeter ki sevgi ile yapılabilsin bu arayış' diye ekledi. 'Sen Baban ile ve Annen ile ilişkini asla kopartma, Babanla konuş, görüş, onunla dertleş, asla uzaklaşma ondan ve içindeki kadın ile erkeği birbirinin içine katarak birleştir, barıştır içindeki kadını ve erkeği, o zaman hayatına huzur ve sevginin gerçekten girdiğini göreceksin' dedi. Genç kadın 'Evet' dedi çantasını toplarken, biraz daha rahatlamış ve aydınlanmış yüzünü kapıya doğru çevirerek merdivenlerden aşağıya inmeye başladı. Ardından ekledi 'Görüşmek üzere hoşçakalın'.....